17 Mart 2012 Cumartesi

Tanrısız Ahlak - Walter Sinnott-Armstrong






"İlk sözcüğün üstü niye çizili? Çünkü bu kitabın amacı, Tanrısız ahlak konusunda bir sorun olmadığını göstermektir.


Felsefe profesörü Walter Sinnott-Armstrong, dini ele alırken esasen ahlakın neden hiç bir anlam taşımadığını gösterme amacıyla bu kitabı yazdığını belirtir.


Dostoyevski'nin roman kahramanı Ivan Karamazov, "Tanrı öldüyse, her şey mübahtır" der. Bu dogmayı kabul eden ateistler, ahlakın sübjektif olduğuna hükmederler. Bu dogmayı kabul eden teistlerse, ateistlerin tehlieli olduklarına inanır. Bu çekilmede her iki tarafın da hatalı olduğunu ve gaflarının, "Tanrı öldüyse, her şey mübahtır" biçiminde müştereken yaptıkları yanlış varsayımlarından kaynaklandığını göstermek isteyen bu kitap, Karamazov'un bu popüler ifadesine yönelik uzunca bir tekziptir. "Tanrı öldüyse her şey mübahtır" varsayımı konusunda insanların sadece iki seçenekleri var: Ya (a) Tanrı'ya inanmak ve bir dine mensup olmak ya da (b) kendilerinin ve dostlarının ahlaken iyi olmadıklarını ve kendilerine zarar verenlerin ahlaken kötü olduklarını, çünkü hiç bir şeyin gerçekten ahlaken  iyi veya kötü, doğru veya yanlış olmadığını kabul etmek zorundalar. Çoğu kimse bir üçüncü seçeneği arzulamaktadır; bunun nedenini anlamak kolay. Tanrı'ya inansalar bile, herhangi bir Tanrı'ya ya da kendi inandıkları Tanrı'ya inanmayan arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri bir ahlak istiyorlar hala. Ahlakın kapsamına ilişkin bazı görüşleri bir kenara attığımızda, dostlukların, toplumların ve ülkelerin ayakta kalacağını tahmin etmek zordur.


Bu kitapta yazar, Tanrı'nın varlığı aleyhine üç argüman sunuyor. Buna göre: Birincisi, mutlak güce sahip ve toptan iyi bir Tanrı, dünyamızdaki kötülük miktarı ve türleriyle bağdaşmamakta. İkincisi, ebedi ve değişmez bir Tanrı'nın zaman içindeki olaylarda hiç bir etkisi olamaz, dolayısıyla dünyayı yaratamaz veya dualara cevap veremez. Üçüncüsü, eğer Tanrı olsaydı, O'nun varlığı açısından bizim bulabileceğimizden çok daha iyi kanıtlarımız olurdu. Bu argümanların hiç biri, ahlakın Tanrısız ne kadar bağlayıcı olduğuna dair hiç bir emare sunmamaktadır.

Dini inançlara saygı duymak ve nezaket, ateistlerin sessi kalması demek değildir. Dini inançlara yöneltilecek eleştiriler nedense kabalık ya da anayasaya aykırılık olarak görülüyor; ancak hiç de öyle değildir.


Bu konuları düşünüp merak edenler için zevkle okunacak bir kitap: Tanrısız Ahlak."

Özgürlüğün İcadı ve Aklın Amblemleri - Jean Starobinski






"Sanatın, felsefenin, siyasetin ayrı ayrı kıtalar olduğunu varsaymıştır tarih uzun süre. Ayrı olsalar da aynı dünyanın kıtaları olduklarını, aralarında onca yolculuk, alışveriş, iletişim ve etkileşim olduğunu çeşitli nedenlerle görmezden gelmeyi tercih etmiştir. İşte Jean Starobinski'nin 18. yüzyıl üstüne yaptığı bu çalışmanın başlıca hedefi, sözünü ettiğimiz bu bölümlemeyi aşmak, en azından onun dışında kalmak.

Yazar zorlu olduğu kadar heyecan verici bir işe girişmiş: Resim, mimari, müzik gibi sanatlar ile 18. yüzyılın Aydınlanma felsefesi ve Fransız Devrimi'ni dünyaya getiren sosyal, siyasi gelişmeler arasındaki ilişkileri araştırmış, sanatı sosyal bağlamına yerleştirirken, bir yandan da hayatın başka yollarla belki kolay öğrenilemeyecek birtakım önemli yanlarını sanata sormuş. Ortaya da sanat tarihi ile sosyal tarihi iç içe geçiren zengin bir düşünce tarihi tablosu çıkmış.

Bir edebiyat eleştirmeninin kalemiyle yazılmış bu metinler, sizi bir okuma ziyafetine, yani bir bakma, görme ve yorumlama ziyafetine davet ediyor."